كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ A. İmam-ı Cafer Sadık Hadretleri, Cedlerim Arasındadır...;
( boynum Esseyyid Abdülbaki Hadretleri'nin ayaklarının altındadır )
boynum, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hadretleri'nin ayaklarının altındadır...
B. Bırakın İmam-ı Azam Ebu Hanife Hadretleri'ni;
boynum, Seyyid İbn-i Abidin Hadretleri'nin ayaklarının altındadır...
( Büyük İslâm âlimi İbn-i Kemâl Paşa Hazretlerinin ( Cinnilere de fetva verirdi. Bunun için Müfti-yüs-sekaleyn adı ile meşhur oldu. ) ba'zı eserlerinde şöyle bildirilmekdedir: Müftînin fetvâ verirken her bakımdan basîretli, dikkatli olması için, kavli ile fetvâ verdiği âlimin, sâdece ismini ve nisbetini bilmekle iktifâ etmeyip, ilmdeki tabakasını, derecesini ve diğer hâllerini de bilmesi lâzımdır.
Fıkh âlimleri yedi tabaka, yedi derecedir:
Birinci tabaka, şerî'atde müctehid olanlardır.
Dört mezheb İmâmı "rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma'în" ve ictihâd usûllerini koymakda onlar gibi olan âlimler bu tabakadandır. Bu âlimler, usûl kâidelerini koyma husûsiyyetleriyle diğer tabakalardaki âlimlerden ayrılırlar.
İkinci tabaka, mezhebde müctehid denilen büyük âlimlerdir. İmâm-ı Ebû Yûsüf, İmâm-ı Muhammed Şeybânî ve İmâm-ı A'zamın diğer talebeleri böyledir. Bunlar, İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfenin "rahmetullahi teâlâ aleyh" koymuş olduğu usûl ve kâidelere uyarak, delîllerden ahkâm çıkarırlar. Çıkardıkları hükmlerden ba'zıları, İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfenin çıkarmış olduğu hükümlere uymayabilir. Ancak usûl kâidelerinde yine İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe Hazretlerine tâbi' olurlar ve onu taklîd ederler. Bu hâl ile İmâm-ı Şâfi'î ve emsâli zâtlar, usûl ve ahkâmda mezheblerinin mu'ârız ve muhâlifleriyle, mukallid olmayanlardan ayrılırlar.
Üçüncü tabaka, mes'elelerde müctehid olan âlimlerdir. Bunlar, ortaya yeni çıkan mes'elelerin hükmlerini bulurlar. Bunların bulduğu hükm-lerin ilk iki tabakanın hükmlerine uygun olmaları lâzımdır. Ebû Ca'fer Tahâvî, Ebül-Hasen Kerhî, şems-ül-eimme Hulvânî, fiems-ül-eimme Serahsî, Fahr-ul-islâm Pezdevî, Fahreddîn Kâdihân ve benzerleri olan derin âlimler üçüncü tabakadan müctehidlerdir.
Bu tabakadaki âlimler, usûl ve fürû'daki hiçbir mes'elede öncekilere muhâlefet edemez. Ancak hakkında nâs bulunmayan mes'elelerde tâbi' olduğu mezhebin usûl ve kâidelerine göre hükm çıkarırlar.
Dördüncü tabaka, bunlar bir müctehide tâbi' olan ve onu taklîd eden âlimlerdir. Bunlara (Eshâb-ı tahrîc) denir. Müctehid değildirler. Bu âlimler, mezheb imâmı tarafından, yâhud onun müctehid talebelerinin birinden nakl edilen mücmel, kısa bildirilmiş olup, iki türlü anlaşılabilen hükmleri açıklayarak bir ma'nâsını seçerler. İmâm-ı Râzîve benzeri derin âlimler bunlardandır.
Beşinci tabaka, bunlara (Eshâb-ı tercîh) denir. İctihâd yapamazlar. Bir müctehide tâbi' olurlar. Kendilerine gelmiş olan çeşitli haberler arasından sahîh, evlâ olanları seçerler. Yaptıkları tercîhler için "Hazâ evlâ, en evlâsı budur", "Hazâ esahhu rivâyeten, rivâyet bakımından en sahîhi budur", "Hazâ erfeku lin-nâsi, insanlar için en kolayı budur" ta'bîr-leriyle ifâde ederler. Ebül-Hasen Kudûrî, (Hidâye) sâhibi Burhâneddîn Mergınânîve benzeri derin âlimler beşinci tabakadan âlimlerdir.
Altıncı tabaka, bunlara (Eshâb-ı temyîz) denir. Bu âlimler, kavî hükmleri za'îf olanlardan, zâhir haberleri, nâdir haberlerden ayıran mukallid âlimlerdir. Bunlar merdûd ve za'îf rivâyetleri nakl etmezler. (Kenz), (Muhtar), (Vikâye) ve (Mecma-ul-bahreyn) kitâblarının müellifleri bunlardandır.
Yedinci tabaka, bunlar yukarıda bildirilen hizmetleri yapamayan, ancak önceki tabakaların kitâblarından doğru olarak nakl yapabilen, onları bildiren mukallidlerdir. [(Tahtâvî) ve (İbni Âbidînin) ve (Dürr-ül-muhtâr) sâhibinin bunlardan olduğu (Mecmuâ-i zühdiyye)de yazılıdır. Altıncı tabakadan âlimler kıyamete kadar bulunacaklar, hakkı bâtıldan ayıracaklardır. )
C.Bırakın Seyyid İbn-i Abidin Hadretleri'ni,
boynum,
Seyyid Ahmed Mekki Efendi Hadretleri'nin
{ Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in ( İman ve İslam Atlası ),
' Zamanının Bir Danesi ' Merhum Hüseyin Hilmi Işık'ın ( Tam İlmihal ),
Merhum Seyyid Ahmed Arvasi'nin ( İlm-i Hal ),
Merhum Mehmed Zihni Efendi'nin ( Nimet-i İslam İlmihali ),
Merhum M....... İzniki'nin ( Mızraklı İlmihal )...}
ayaklarının altındadır...
Ç. ( ' Hanefiyim ', ' Matüridiyim ', ' Nakşiyim ',' Rabbaniyim ', ' Beydaviyim ',
' Kastalaniyim '...; )
Alim değilim.:
1. Mübah; 'nefs'e en ağır geleni - ideali - i'tidali günde dokuz veya 11 tane...
( ve ince sarılmış olanı - Ğavs-ı Kasrevi'ye mutabaat ile

)
Bendenizin mikdarını hiç sual etmeyin; azaltacağım inşallahü teala...
2. Aşığa Bağdat sorulmaz.
3. a. Tümü haşlıyarak değil...
b. Obur Hanefiler ( ki cehaletle midye ve başka bir niyetle kalamar yemişliğim vardır )
kendince ruhsatlar icadediyor olsalar da, Abdülhakim Arvasi Hadretleri, Şafiiler için de
( mübah olmasına rağmen ) balık dışındaki " kabuklu deniz mahsulleri "ne pek de
yaklaşılmamasına dair tavsiyesi bir yerlerde rivayet ediliyor.
4. At eti yemek kerih(, eşek eti ise haram ) görülmüş.
5. Kımız, kefirin ' amcazadesi '; kefiri, cahilliğimden içtiğim oldu;
halihazırda, her ikisinden de kat'iyyen sakınıyorum.
6. Tazesinden olduğuna kesin kanaat getirirsem içerim;
bekledikce ( ve ekşidikce ) şüpheler bayaa bi' ziyadeleşiyo'

7. Serbest; ' affedilmiş. '
Fırından yeni çıkmış ekmeğin alkolü,
beklemiş olana nispetle daha fazla;
hapır hupur yerim ya'ni

( Kimya-i Saadet: )
' Her gün Aşura, her yer Kerbela ';
Ceddimin Şehadet Sefasını sürüyorum.
' ...göynüm geçmez Güzelden...'
http://arsiv.ntvmsnbc.com/modules/slide ... ages/6.jpghttp://www.sanliurfa.com/v1/images/gale ... _bedih.jpg